Bazen kişilerin savunduğu olgularla hayata geçirdikleri çelişkilerle doludur. Bunlar genellikle kasıt olmadan eyleme dökülen çelişkilerdir. Bu kişilerin savundukları ile eyleme döktükleri arasındaki çelişkinin kalkması halinde ise ortaya koymak istediklerinden çok daha büyük bir güzellik açığa çıkacaktır. Belki sizde bu çelişkilerle yaşayanlardansınızdır ? ve belki de bakarsınız,  çelişkileri ortadan kaldırdıktan sonra  hayatınızı  daha bir güzel yaşarsınız…

 

 

Mesela hayvan besleyip, hayvan yemek arasındaki çelişki…

Son zamanlarda dikkat çekilmesi başarılan bu çelişki gerçek hayvan severleri ortaya çıkarmada oldukça başarılı oldu. Şöyle düşünelim; son derecede hayvan sever bir kişi, kediden kuşa, balıktan kuzuya, tilkiden fareye,… her hayvan için elinden gelen en fazla yardımı ve şefkati gösteriyor ama günün sonunda oturduğu o sofrada bir hayvan yiyor veya kahvesine bir hayvan salgısı katıyorsa bu kişi hayvan sever olmaktan bir anda çıkar. Maalesef bazı kişiler bu gerçeği şiddetle reddetse de, gerçekler gün ışığı gibi ortadadır.  Eğer kişi hayvan severim diyorsa; hayvan yiyemez, hayvan salgısını ve ‘sözde’ yan ürünlerini tüketemez, hayvan endüstrisine katkıda bulunamaz, hayvanları tür ayırt ederek sınıflandıramaz (yenilebilir – sevilebilir gibi), hayvanlar üzerinde test edilen ürünleri kullanamaz, hayvan parçalarından yapılan kıyafetler giyemez.

Eğer kediyi (bir hayvanı) sevip, başka bir hayvanı yerseniz siz hayvan seçer olursunuz, hayvan sever değil. Çünkü hayvan sever çok daha geniş bir kavramdır.  Hayvan seçerlik, günümüzde hayvan severlik ile karıştırılmaktadır. Bu ayrımı yaptıktan sonra kendinizi ifade etmeniz ve sevginizi sınıflandırmanız sizi çelişkiden kurtaracaktır…

Kadın haklarını savunup, kadını türüne göre ayırmak arasındaki çelişki…

Kadın hakları savunuculuğu herhangi bir tür ile kısıtlanamaz, siz kendi türünüzün hakkını savunup bunun mücadelesi içerisine girmişken diğer türlerdeki dişilere uygulanan dişil organların kar amacı veya damak zevki için kullanılmasını (tecavüz, köleleştirme veya doğum sonrası bebeklerinin elinden alınması veya bir tavuğun yumurtasının çalınması gibi) desteklerseniz,  kadın hakları savunucusu olmaktan bir anda çıkarsınız. Bu gerçeği duyunca öfkelenen feministlerin çoğu hayvan endüstrisinde dişil hayvanlara uygulanan vahşet hakkında bilgi sahibi değildir. Gerçek kadın hakları savunucularının bunlar hakkında bilgi edindikten sonra bu argümanı kabul edecekleri hiç şüphesiz kesindir.

 

Cinsler arasında eşitsizliği sorgulayan feministlerin, mücadelesini verdiği olguyu türler arasında sürdürmesi mantık dışıdır. Bundan dolayı kadın hakları savunuculuğunu özümseyenler dişi hayvanların köleleştirilmesine katkıda bulunamaz. Çelişkili davranışlardan sıyrılıp, bu hak arayışını bir bütün olarak benimsemek,  uğruna mücadele edilen olguyu başarıya ulaştıracaktır.

Doğa için savaşıp, bir yandan yok olmasına katkıda bulunmak…

Dünyanın ekolojik dengesini korumak adına mücadele veren, atık toplayan-ayrıştıran, plastik kullanımına dikkat eden, çeşitli çevre koruma örgütlerine maddi veya manevi destekte bulunan,  kısaca doğa için elinden gelen her şeyi yapan bir çevreci olma yolunda ilerleyenler;  acaba çevre konusunda yeterince bilgili misiniz? Tam anlamıyla doğru tarafta mısınız?

Günümüzde küresel ısınmaya sebep olan sera gazı emisyonunun %13’ü ulaşım araçlarından, %51’i ise hayvancılık endüstrisinden kaynaklı olduğunu biliyor muydunuz? Et ve süt endüstrisi dünyadaki temiz suların 1/3’ünü kullanıyor. Yağmur ormanlarının %90’ı hayvan yetiştiriciliği için kullanılmak üzere yakılıyor ve okyanus hayatına doğrudan zarar veriyor.* Hayvan endüstrisinin dünyaya vermiş olduğu zararlar hakkında bunlar gibi araştırılması yapılmış, sayısız örnek var.

Kişi çevreyi korumak adına elinden geleni yapıp, bir yandan bu kadar yıkıcı sonuçları olan pastanın en büyük dilimine destek veriyorsa söyleyecek pek söz kalmıyor. Çevrecilerin kendilerine şu soruyu sormaları gerekiyor; ‘Tabağınızdakilerin dünyaya verdiği zarara dahil misiniz? Yoksa değil misiniz?’ Siz gerçek bir çevreci misiniz, yoksa sahte çevreci misiniz?

 *İstatistiksel veriler Cowspiracy belgeselinde açıklanan bilimsel araştırmalardan alınmıştır.

Ruhunuzu arındırmak yoga yapmaktan fazlasını gerektirir…

Bir yanda meditasyon ve yoga gibi arındırıcı, bedenen ve ruhen rahatlatıcı egzersizler yaparken;  bir yandan ölmek istemeyen, acı çeken, aile kuran canlıların öldürülmesi için para veriyor ve bu hayvanların bedenlerini ölmeden önce salgıladığı stres hormonları ile birlikte yiyorsanız, her lokmanızda korku ve stres varken ruhunuz nasıl huzurlu olabilir?

 

Bugün neredeyse tüm spritüel öğretilerde hayvan yemek doğru bulunmamaktadır. Bazılarında bu ayinin bir parçası olarak geçse de, genelde sebze ağırlıklı beslenme kuralı vardır. Vegan beslenen kişilerle yaptığımız sohbetlerde eskiden stres ve sinirli bir hali olduğunu söyleyenlerin hepsi, şu anda müthiş bir huzurla yaşadıklarını dile getirdiler. Hem de spritüel alana yönelmeden…

Bizce ruh dinginliğine ulaşmayı hedefleyen veya kendini bu anlamda geliştirmek isteyen herkes vegan beslenmeye bir şans vermeli. Aksi halde kendi vücudunu mezarlığa çeviren hiç kimse ulaşmak istediği o noktaya ulaşamayacaktır. İçsel huzura en iyi diğer canlılarla barış içinde yaşamaya başladığınızda ulaşabilirsiniz. Kendini spritüel alanlara adayan ve bunu hayatının bir parçası hale getirenler, bu yolda hedeflerine ulaşmak için vegan beslenme olmazsa olmazdır.

 

Hayatınızda savunduğunuz, kendinize hedef koyduğunuz ve uğruna savaştığınız her şeyi noktasına kadar doğru yapmak. O mücadelenin hakkını vermek, ben buyum dediğinizde gerçekten ‘o’ olmak… Çelişkilerden sıyrılıp, adımınızı tam atmak tadacağınız en büyük onur ve mutluluklardan biri olacaktır. 

Veganca Bilgiler

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir